Roma’ya Açılan Kapı: Belgrad Kuşatması

Yazar

Belgrad Kalesi, Fatih’in cihanşümul niyetleri için büyük bir engel teşkil etmekteydi. Avrupa’ya yapılacak seferlerde tampon bölge görevi gören Belgrad Kalesi’nin alınmasıyla beraber Sırbistan ve Macaristan’ın fethi kolaylaşacaktı. Fatih’in Belgrad’ı aldığında Macaristan’ı fethetmesinin sadece iki ayı bulacağı ve Budin’de akşam yemeği yiyeceği Batılı kaynaklarca anlatılan hadiseler arasındaydı.[1] Osmanlı kaynaklarıysa her zaman yaptıkları gibi gaza (cihat) mefhumunu vurgulamaktaydı.

Bilindiği üzere bu sefer, Osmanlı’nın düzenlediği ilk Belgrad kuşatması olmayacaktı. Daha önce II. Murat da aynı kuşatmaya yeltenmiş ancak Batı’da başarılarıyla nam salmış Jan Hünyad’ın mukavemetine karşı Osmanlı birlikleri geri çekilmek zorunda kalmıştı. Oysa şimdi daha kuvvetli bir orduyla oğlu II. Mehmet bu kuşatmaya gidecekti. Fatih Sultan Mehmet Belgrad’ın fethi için doğru anı kolluyordu. Sadrazam Mahmut Paşa’nın Hıristiyan kardeşi Mihail Angeloviç aracılığıyla irtibata geçilen Sırp soylularının Osmanlı tarafına meyletmesine çabalanıyordu.[2] Katolik Macarların Ortodoks Balkan tebaasına uyguladığı baskı düşünüldüğünde bu çabalar zaman kaybı olmayacak; Sırp-Macar ittifakını bozan Osmanlılar hizipleşme yaratacaktı.

Belgrad Kalesi, Tuna ve Sava nehirlerinin kesiştiği mevkide kurulmuş müstahkem bir kaleydi. Çift sıralı surlar[3] ile içi su dolu hendek, kalenin[4] güneyde kalan kısmını koruyordu. Osmanlılar kalenin bu nazik kısmından saldırıya geçmeyi planlamaktaydı. Fatih Sultan Mehmet savaş hazırlıklarını kış boyu Edirne’de sürdürdü; kuşatma hazırlıklarına bir hayli ihtimam gösteriyordu. İmparatorluğun dört bir yanını seferber etmişti. “İstanbul’da bozduğu bakır attan ve bozdurduğu haç ve çanlardan”[5] yaptığı diye ifade edilen topları büyük önem taşıyordu. Morova Nehri üzerindeki Grosavaç’ta döktürdüğü topları daha sonra Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Paşa’ya teslim etti. Topların düşman üzerinde büyük tesir yarattığı söylenir. Kuşatma topları 300 adetti ve aralarında 27 dev top ve 7 havan topu vardı. [6] Batılı kaynaklarda Osmanlı ordusunun mevcudunun 140.000 ilâ 150.000 arasında olduğu söylenmektedir. Kimi kaynaklarda mevcudun 400.000’e çıktığı dahi ifade edilse de bu rakamların abartıdan ibaret olduğu şüphe götürmez. Ordunun 50.000 ilâ 60.000 kişiden oluştuğunu düşünmek daha makuldür.[7] Bunun haricinde Osmanlı donanmasının 200 adet gemiden oluştuğu söylense de Bizanslı tarihçi Doukas mevcudun 60 gemi olduğunu ifade etmektedir. Mevcudu ne olursa olsun donanma, Belgrad’ı Tuna’dan sıkıştırmak için büyük önemdeydi.

Batı’da Belgrad için ciddi hazırlıklar yapılamamıştı. Avrupa’nın ruhban sınıfı Haçlı Seferi için uğraşsa bile beklediklerini bulamamışlardı. Bu durumu gören Papa III. Calixtus kuşatmanın en çetin anlarının yaşandığı Temmuz ayında, vekilleriyle düşman üzerine fiili veya kendi yerine başkasını yollayanların günahlarından arınacaklarını söylemişti.[8] Avrupa’nın kuşatmaya bu denli sessiz kalışı Belgrad’ın ahalice müdafaa etmesine yol açacaktı. Keşiş Giovanni di Capistrano’nun halka yaptığı ateşli vaazlar aracılığıyla da birçok yerden zanaatkarlar, rahipler, öğrenciler, maceraperestler; kısaca sıradan insanlar gelmiş ve bunlardan bir direniş cemaati oluşturulmuştu.[9] Bu direnişçiler iyi silahlanmamıştılar ve kılıç, sopa ve sabanlarla direnişe yardım etmeye çalışıyorlardı. Bunun yanında sayıca az olsa da Jan Hünyad’ın yanında düzenli birlikler de vardı. Jan Hunyad ve Capistrano’nun birlikleri Belgrad’a ulaşmadan önce Belgrad’taki garnizonun sayısı 6.000 asker ve 2.500 Haçlı birliğinden ibaretti.[10] Kış boyunca bütün hazırlıklarını büyük bir gizlilik içinde yaptıktan sonra[11] Belgrad önlerine gelen Sultan Mehmet 4 Temmuz’da top atışlarını başlattı. Toplar duvarları yerle bir etmiş, tabyaları yıkmış ve gözetleme kulelerini ele geçirilmesinde büyük rol oynamıştı.[12] Tuna’nın diğer yakasından, Jan Hunyad ve ateşli vaazlarıyla tanınan Capistrano’nın önderliğindeki birliklere 60.000 kişilik Osmanlı ordusu yaklaşmaktaydı.[13] Tam bu sırada Osmanlı karargahında bir tartışma vuku buldu. Rivayete göre Dayı Karaca Paşa, Fatih’e “Devletli Sultanım! Ben kuluna izin ver, Tuna suyunun öte tarafına geçeyim. Hisarın karşısında durayım,” demiş, bu sözüne Rumeli beyleri muhalefet etmişler ve padişahı ikna etmişlerdi. Rivayet doğruysa bu kararın tercih edilmemesiyle stratejik bir hata yapılmıştır.[14] Dayı Karaca Paşa’nın isabetli görüşü tutulsaydı kale daha iyi korunacak ve yardım kuvvetleri kaleye giremeyecekti.

14 Temmuz’da Osmanlı donanması ile 200 gemiden oluşan ittifak güçleri arasında beş saatlik bir çarpışma gerçekleşti. Savaşı kazanan Haçlı birlikleri Belgrad’a girmeye muvaffak oldu. Direnişçiler gelen yardımla daha da kuvvetlendiler. Hunyad’ın muvaffak oluşu ve kaleye devamlı birlik nakletmesi savaşın seyrini değiştirmiştir.

Fatih Sultan Mehmet 21 Temmuz’da taarruz emrini vermeden önce Hunyad 4.000 kişiyi kaleden içeriye sokmuştu. Bazı kaynaklara göre bu sayı 30.000 olarak verilse de bunun pek mümkün olmadığını görmekteyiz.[15] Taarruz emri verildiğinde Osmanlı birlikleri hendeği geçerek açılan gedikten içeri girdi. Askerler, savaşı kazandıklarını düşünüp etrafı yağmalama gafletine düştüklerinde pusu kurmuş Haçlı askerlerinin hücumuna uğradılar. Kalenin içinde kalmış tüm askerler öldürüldü. Tuna’nın öte yakasındaki askerler de Osmanlı askerlerine saldırdılar. Hunyad’ın başarılı saldırısı sonucu düşman askerleri karargâhın yakınına kadar geldi. Bu sırada vezirler geri çekilmeyi önerseler de Fatih: “Düşmandan yüz döndürmek sıngın nişanıdır,” diyerek çekilmedi. Hatta Fatih’in burada sergilediği mukavemet anlatmaya değerdir. Fatih coşup, haykırarak yanındaki Yeniçeri Ağası Hasan’ı hırpaladı. Ağa bunun üzerine yalnız başına düşman üzerine yürüyerek canından oldu. Durumun şahitlerine göre Fatih dudaklarını ısırıp kanatmaya başlamış, ardından Fatih de düşman üzerine atını sürmüştü. Bu hengâme sırasında Fatih’in üç kişiyi öldürdüğü söylenir, hatta kalçasından dahi yaralanmıştır. Fatih’in bu tutumu, askeri kesin bir yenilgiden kurtarmıştı. Çekilmekte olan asker geri dönüp savaşmaya başladı. Ama artık kaleyi almanın imkansızlığını gören Fatih geri çekilmeye yöneldi. Bir Haçlı ordusunun gelme ihtimali ve verilen kayıplar bu kararı etkiliyordu. Bu yüzden hücum gecesi müzakere edilerek geri çekilme başladı. Söylenene göre sultan arkasında iz bırakmayarak çekildi. Osmanlı’nın verdiği kayıplar fazlaydı. Batılı kaynaklarda ittifakla 24.000 sayısı verilmektedir. Osmanlı kaynaklarıysa bunun daha az olduğunu belirtmektedir. Ama anlaşılan kayıp ve zayiatların sayısı fazlaydı. Topları orada bırakmak zorunda kalmışlardı. Silahları tükenmişti. Belgrad kuşatmasına büyük hazırlıklar yapan Fatih bozguna uğramış ve çekilmesi gerekmişti.

Aslında Belgrad’ın fethedilmemesi için bir engel yoktu ancak kaleye giren yardımların önüne geçilememesi ve Jan Hunyad’ın [16] başarılı savunması savaşın kaderini değiştirmiştir. Osmanlı kaynaklarında fazla teferruatlı anlatılmayan bu savaş Batılı kaynaklarca birçok kez neşredilmiştir. Osmanlı’ya karşı kazanılmış bu galibiyet Batı’da büyük yankı uyandırmıştır.

Düzelti:
Furkan ÖZKAN
Bartu ŞİMŞEK

Son Okuma:
Kasım BOLAT


Kaynaklar:
[1] Franz Babinger, “Fatih Sultan Mehmet ve Zamanı”, Oğlak Yayınları, sf. 132; Johann Wilhelm Zinkeisen, “Osmanlı Tarihi II”, Yeditepe Yayınları, sf. 56.
[2] Halil İnalcık, “Kuruluş Dönemi Osmanlı Sultanları”, İsam Yayınları, sf. 194; Feridun Emecen, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi”, Türkiye İş Bankası Yayınları, sf. 147.
[3] Gabor Agoston, Osmanlı’da Ateşli Silahlar, Türkiye İş Bankası Yayınları, sf. 90.
[4] Salahattin Tansel, “Fatih Sultan Mehmed’in Siyasi Tarihi”, TTK Yayınları, sf. 118.
[5] Aşıkpaşaoğlu Tarihi (Nihal Atsız neşri), Ötüken Yayınları, sf. 152.
[6] Franz Babinger, age. sf.133; S. Tansel, age. sf. 118.
[7] Gabor Agoston, (age. sf. 90) 50.000 sayısını verirken Babinger 60.000 olacağını söylemektedir. (age. sf.133)
[8] Zinkeisen, age. sf. 59
[9] Nicolae Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Yeditepe Yayınları, sf. 82; Zinkeisen, age. sf.60; Robert Mantran, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Türkiye İş Bankası Yayınları, sf. 112.
[10] Nicolae Jorga, askeri birlikleri 3.000 piyade olarak neşretmiş olsa da (age. sf. 82) modern araştırmacılardan Gabor Agoston bu sayıyı 6.000 şeklinde vermektedir (age. sf. 90).
[11] Batı’ya ulaşmasına rağmen işe yaramıştır.
[12] Gabor Agoston, age. sf. 91.
[13] Zinkeisen, age. sf. 59; Gabor Agoston 18.000 Capistrano ve 10.000 Jan Hunyad askerinin nüfusunu vermektedir. (sf 90)
[14] (Aşıkpaşaoğlu, age. sf. 152.) Bu rivayet bütün Osmanlı kaynaklarında söylenir.
[15] S. Tansel (age. sf.122) 30.000 olduğunu söyler. Gabor Agoston (age. sf. 91), 4.000 sayısını verir.
[16]
Jan Hunyad savaşta yaralandı ve sonra öldü.

Ek Kaynakça:

  • Joseph von Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi II, Sabah Yayınları.
  • Üç Osmanlı Tarihi, (Nihal Atsız neşri,) Ötüken Yayınları.
  • Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ, Kronik Kitap.
  • Feridun M. Emecen, Osmanlı Klasik Çağında Siyaset, Kapı Yayınları.
  • İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi Cilt II, TTK Yayınları.
  • Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye Yayınları.